MSN Tatil
Buradasınız  :  Anasayfa > Kategoriler > Gemi Seyahati > Cruise Yolculuğu > 
Gemi Seyahati
Hergün başka bir liman

Her gün başka bir liman başka bir lisan

Bambaşka bir şehir          

Ama her daim masmavi bir deniz

Denizin ortasında balayı... Her gün başka bir liman, başka bir ülke, başka keşifler, bambaşka insanlar ama hep aynı mavilik...


Gemi seyahatiyle balayına çıkmaya karar verdiğimizde farklı kaynaklardan araştırmalar yapıp bir sürü değişik yorumlar okuduk. Sanırım tek ortak düşünce; her gün başka bir limanda uyanmanın ne kadar harika olduğuydu.. Biz de bu hayali cebimize koyup 7 Haziran sabahı Norwegian Gem gemisine ulaşmak için İstanbul’dan Barselona’ ya uçtuk.


Eğer transfer almadıysanız havalimanından limana gitmek taksi ile yaklaşık 15 dk sürüyor ve 35 €. Çok yakın olduğu için son derece rahat ulaşım sağlanabiliyor fakat dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, taksicilerin İngilizce bilmemesi. En azından bize ne giderken ne de dönerken İngilizce konuşan veya bir nebze olsun anlayan bir taksici denk gelmedi. Her ihtimale karşı limanın ve geminin isminin yazdığı voucherınızı göstermekte fayda var. Taksi sizi geminizin girişine kadar götürüyor ve hemen orada valizlerinizi birkaç saat sonra odanızda görmek üzere bırakıyorsunuz; ardından geminin check-in sırasına giriyorsunuz ki ciddi bir kalabalık sizi bekliyor olacak, eğer villa-suite lerden oda ayırttı iseniz farklı bir bölümden beklemeden check-in işleminiz yapılıyor.


Pasaport kontrolü..vs..ardından size gemideki tüm harcamalarınızda kullanacağınız kişiye özel kartlarınızı teslim alıp gemiye giriş yapıyorsunuz ve şampanyalar eşliğinde bir karşılama sizi bekliyor.


Biz gemiye adım attığımızda düğün ve öncesi yorgunluğunda etkisiyle belki nereye gidip nerde duracağımızı bilemez bir şekilde sersemledik. Etrafta her gününü gemide geçirirmişcesine rahat elinde içkisiyle gülüşen insanlar, sürekli olarak yapılan yönlendirmeler, neler yapabileceğimizi gösteren broşürler vs. derken aklımız bir hayli karıştı. Biraz gemiyi dolaştıktan sonra odayı kontrol etmeye gittiğimizde valizlerimizin bırakılmış olduğunu gördük. Biz iç kabinde konaklamayı tercih ettiğimiz için ufak ve camsız bir odaydı fakat son derece kullanışlı dizayn edildiği için beklentilerimizi karşılayacak kadar konforlu ve rahattı. Odada bulunan kitapçıklar ve 24 saat televizyondan yapılan yayınlar sayesinde gemiyi çok daha çabuk öğrenebiliyorsunuz. Aynı zamanda günlük program, geminin durumu, rotası vs. ile ilgili de sürekli olarak anonslar yapılıyor. Gemide 12 tane restaurant olduğu için hangisine ne zaman gidilir, hangisi paralıdır, rezervasyon gerekli midir, gibi sorular aklınızı karıştırabilir. Her restaurantın girişinde o güne ait menüyü bulabiliyorsunuz ve ücretli ise sayfanın sonunda ücretini görebiliyorsunuz ki en fazla 15 dolar civarında oluyor ve ücretli restaurantlara gitmek için mutlaka rezervasyon yaptırmanız lazım. Aynı zamanda sürekli açık olan bir adet açık büfe restaurant var. Akşam yemeklerinde nasıl giyinilmeli derseniz hiç bir Avrupalının bir Türkten daha şık olamayacağını hatırlatmak isterim. Geminin büyük çoğunluğunu Avrupalılar oluşturduğu için kıyafetiniz sonra derece rahat olabilir; terlik ve şort giymemeniz yeterli . Açık büfe olana ise istediğiniz her kıyafetle girebiliyorsunuz sadece a la carte restaurantlarda kıyafet düzeni söz konusu.


Geminin rotasına göre ilk 1,5 gün sürekli denizde geçtiği için gemiyi tanımak için yeteri kadar zamanınız oluyor. İsterseniz havuza girip güneşlenebilirsiniz, masaj yaptırabilirsiniz, bowling oynayabilir kütüphane de kitap dahi okuyabilirsiniz. Gemide 5 yıldızlı bir otelde olabilecek herşey ve daha fazlası mevcut. Duty Free mağazalardan alışveriş yapabilir, güvertede püfür püfür esen rüzgara karşı yayılabilir veya tüm ingilizler gibi kriket oynayabilirsiniz. Akşamları içinse farklı birçok aktivite var. Gün içerisinde yapılan anonslardan veya odanıza bırakılan günlük aktivite ajandasından takip edebilirsiniz. Kumarhanede kumar oynayabilir veya canlı müzik dinleyebilir, talk show izleyebilir, açık arttırmaya katılıp alışveriş yapabilirsiniz. 1,5 gün gemide dinlendikten sonra oldukça yorucu ama bir o kadar da keyifli bir maraton ile karşı karşıyasınız.


 İlk durak: Valletta - MALTA


Malta’ nın başkenti Valetta bizim için beklediğimizin tam aksine bir hayal kırıklığı oldu. Son derece küçük, eski ve pis bir şehir. Balkonlardan sarkan çamaşırlar, her yana yayılmış yol yapım çalışmaları, Eminönü’ nü aratmayan dükkanlar, yıkılmaya yüz tutmuş binalarda yaşayan insanlar. Gemiye en erken döndüğümüz şehir sanırım Valetta idi.


2. gün: Napoli - İTALYA


Pizzanın başkenti Napoli, kalabalık sokakları, karmakarışık trafiği, seyyar satıcıları ile tarlabaşı ve dolapdere manzalarını gözünüzün önüne getiriyor. Napoli’de kısa bir tur attıktan sonra yapılması gereken en güzel şey limandaki botlar ile SORRENTO’ ya gitmek. Burada kendinizi gerçekten Avrupa’ da hissediyorsunuz. Daracık sokaklar, şık kafe ve butikler, muhteşem bir manzara... Ve tam karşısında Capri ! Capri adasına da Sorrento’ dan hızlı bot ile 10 dk da geçebiliyorsunuz. Birazda kültur turu olsun derseniz Napoli’den taksi veya otobüs ile Pompei’ ye gidebiliyosunuz.Taksi ile gidiş-dönüş 90 euro. Yanardağın patlaması ile 25 bin kişilik Pompei halkının lavların altında kaldığı bu antik kente ait kalıntıları ve grafitileri görüyorsunuz.


3. Gün: Civitavecchia/ ROMA- İTALYA


Gemiden Civitavecchia isimli bir liman şehrinde iniyorsunuz ve shuttle bus sizi tren istasyonuna götürüyor. Yaklaşık 1,5 saat süren bir tren yolculuğundan sonra Roma’ ya varıyorsunuz.


Termini istasyonunda inmeniz en doğrusu çünkü şehir merkezine ve her yere ulaşabileceğiniz en büyük istasyon .


Termini’den sonraki ilk durağı Colleseo olarak belirledik ki metro ile 5 dakikalık bir yolculuktan sonra kendinizi Collesium’ un önünde buluyorsunuz. Collesium’ un uzun kuyruğunda beklerken görevli gelip 4 € fazla vererek başa geçebileceğinizi söyleyebilir ki bence kesinlikle uygulayın, yoksa günün yarısı o kuyrukta geçebilir.


Colleseo, Aşk Çeşmesi, İspanyol Merdivenleri, Piazza La Spagna ...


Roma buram buram tarih kokan bir şehir. Yolda geçerken gördüğünüz sıradan bir bankayı bile, tabelasını görmeseniz, müze sanabilirsiniz. Heybetli kapıların açıldığı daracık girişlerden sonra kocaman avlulu apartmanlar. Arnavut kaldırımlı ara sokaklardaki pizzacılar ve tabii ki Roma dondurması!


Romanın en büyük farkı tarihi ve kültürü çok iyi korumuşlar ve daha da önemlisi tüm dünyaya tanıtmışlar. Gideceğiniz turistik her yer inanılmaz kalabalık. Çoğu müze girişlerinde ise Avrupa Birliği üyesi olmayan ülkelerin bilet ücretleri daha yüksek. İtalya’ da dikkat edilmesi gereken bir diğer ayrıntı ise tüm kafelerde ayakta yenilen yemek ile oturarak yenilen arasında ciddi fark var. Örneğin; Kruvasan 1 € ise oturarak yediğinizde 1.50 € oluyor. Dondurma dahil tüm yiycekler bu şekilde satılıyor dolayısı ile de pastahane tarzı yerlerde çok fazla oturacak yer olmuyor. Aklımız Roma’ da kalarak ayrılıyoruz bu şehirden.


 4. Gün: Livorno - İTALYA (Pisa & Floransa )


Gemi Livorno limanına yanaştığında biz her zamanki gibi dersimizi bir gün önceden çalışmış ve en yakın görülmesi gereken yerlerin Pisa & Floransa olduğunu öğrenmiş buluyoruz ve soluğu tren istasyonunda alıyoruz.Yalnız trenleri konforlu sanmayın , Adapazarı Ekspresinden çok farklı değiller :) o yüzden yolculuklar düğündüğümüz kadar keyifli geçmiyor. Livorno’dan Pisa yaklaşık 15 dakika sürüyor, tren istasyonundan indikten sonra yarım saat kadar yürüyüş yaparak Pisa kulesine varıyoruz. Birkaç düşmek üzere olan Pisa’ yı yakalama pozundan sonra minik pinokyolardan alıp Floransa’ ya gitmek üzere tren istasyonunun yolunu tutuyoruz.


Floransa ise 1 saat kadar sürüyor. Trenden indikten sonra şehir merkezi: San Marco meydanı yürüyerek 10 dakika sürüyor. Yol üzerinde meşhur Duomolarını görüyorsunuz, öğlen saatleri olduğu için tüm dükkanlar kapalı. Kısa bir Floransa turundan sonra tekrar dönüş yolundayız.


5. Gün: Cannes & Nice - FRANSA


Cannes marinası, geniş caddeleri, şık butikleri ile diğer şehirlerden hemen ayrılıyor. Cannes’ den Nice’ e gitmek tren ile 15 dakikayken otobüs ile 2 saat. Dolayısı ile asla otobüs yolculuğunu tercih etmeyin. Limandan 20 dakikada yürüyerek tren garına varabilir ve son derece konforlu trenlerle kısa sürede Nice’ e varabilirsiniz.


Nice’e iner inmez Promenade des Anglais tabelalarını takip edip güneye doğru ilerleyerek 20-25 dakikalık bir yürüyüşle sahile varabilirsiniz. Sahil boyunca son derece görkemli oteller göreceksiniz, yürüyüş yapan ve koşan insanlar, masmavi bir deniz, çakıllı uzun bir plaj, sahil boyu uzanan Fransız kafeleri ve bol bol kruvasan...


Ara sokaklara dalıp minik butikleri ziyaret etmeyi de unutmayın. Nice oldukça büyük bir şehir. Tramvayla da çok rahat bir şekilde şehri dolaşabileceğiniz gibi yürüyerek keşfetmek de çok keyifli. Oldukça kalabalık olan şehirde tüm ihtiyaçlarınıza cevap verebilecek mağazaları, cafeleri, restaurantları, mağazaları..vs..bulmak mümkün. A


ynı zamanda Nice’den Cote d’azur un gözde sayfiye yerleri olan Monaco, Antibes, St. Tropez’e ulaşmak da trenle çok kolay. Tren fiyatları da son derece uygun, 12 €/kişi fiyatla Cannes-Nice gidiş-dönüş bilet alabiliyorsunuz.


6.Gün: Barselona - İSPANYA


Tekrar başlangıç noktasındayız. Valizlerimizi havalimanının emanet bölümüne bıraktıktan sonra şehirin en meşhur caddesi La Rambla’ ya gidiyoruz. Pazar olması sebebi ile hediyelik eşya dükkanları dışında her yer kapalı.


İtalya ve İspanya’ da 13:30-15:30 arası siesta saatleri olduğu için açık mağaza saatlerini yakalamak oldukça zor.


La Rambla’ dan Nou Camp Stadı’nı ziyaret etmek üzere metroya biniyoruz bu arada Barselona’ daki yolların genişliği ve düzgünlüğü, sürücülerin tüm yayalara yol vermesi oldukça şaşırtıyor bizi. Dönüşte La Rambla’ da Paella yedikten sonra havalimanına dönüyoruz.


Havalimanında dikkat etmeniz gereken ise, el valizinizde krem,şampuan,parfüm...vs...gibi hiçbirşey bulundurmamanız aksi halde 100 ml yi geçen tüm ürünleri kontrolden geçerken atıyorlar.


Bir haftada 4 ülke & 13 farklı şehir gezdikten sonra sona eren balayımızdan bize kalan yüzlerce fotoğraf ve neredeyse tüm Avrupa’ ya dair geniş bir bilgi birikimi oldu . Umarım bu yaz gemi ile Avrupa seyehatine çıkacaklara yardımcı olabilmişimdir :))

Yazı ve Fotoğraflar: Elif Tengiz

Bu Sayfayı Paylaş :
Gönderen
elifn
Tarihi ve Saati
03.07.2009 11:15
Okunma
2516
Değerlendirme
Sen de Oy Ver
14 kişi
Favorilere Ekle Mesaj Gönder Arkadaşıma Gönder Sayfayı Yazdır

İlk Yorumu Sen Yaz

 
 
En Çok Okunanlar
Editörün Seçtikleri
Alışveriş
 ADnet Reklamları Siz de reklam verin